80′ler ve Nesiller

Yorum yapın

Güler yüzle okuyan insanların daha çok zevk alacağı bir yazı olacak gibi..
:)

Size 80ler dizisinden bahsedeceğim sizlere.

(Dizinin facebook sayfasında o kadar çok resim varki,oyuncular,set hali falan,hepsini bir arada bulamadım yarım olacak diye logoyu kullanmaya karar verdim)

Bir dizi düşünün diye başlayıp yağlama yapmayacağım,samimi olsun ki bu yazıyı okuyan herkes(Özellikle sette okunursa oyuncuların) kalbine dokunsun istiyorum.
94 yılında doğmuş birisi olarak 80′leri hiç bilmezdim.Sağolsun internet sayesinde bir şeyler kaptık ama hiç bir zaman yaşayamadım o atmosferi.Herkes 80′lerde böyleydi diye bahsederken yarım hissederdim,neler vardı diye düşünürdüm.Fakat bir süre sonra 80ler dizisi çıkageldi hayatıma.
Benim gibi onlarda samimi olmak istiyordu.Güldürmek istiyorlardı,ağlatmak istiyorlardı.İnsanlar düşünsün istiyorlardı.Aradığım samimiyeti dizide geçen ögelerde buldum.Komedi insanları çeker ama bi tarafa kadar.Küfür ederek,bel altı espriler yaparakta insanları güldürebilirsiniz,fakat 80ler bunu aştı.Komedi ögesinin cinsellik ve küfürden öte bir şey olduğunu Türkiye’ye gösterdi tekrardan.Kemal Sunal filmlerinde olduğu gibi.Fakat komedi benim için bir tarafa kadardı.Peki beni ne çekti ki bu kadar hayran kaldım bu diziye?Düşüdürebilmek!Sosyal mesaj verecek diye yapmacılığa kaçan o kadar çok dizi varki,80lerin 46lığı -ki bu tabiri diziden öğrendim ve çok sevdim-insanları düşündürmeye yöneltiyordu.Samimi bir şekilde.
Oyuncuların samimi bir şekilde oynamaya çalışması,o atmosferi yansıtmaya çalışması ise beni çeken ayrı bir öge.Ne kadar söylesem az.
Her ne kadar karanlık olsada yakın kültürümüzü öğrendim orada.Sağ-sol çatışması vb..
Müzik kültürünü öğrendim..
Samimiyetin önemini ne zamandır kaybetmişiz onu öğrendim…
Başkalarına karşılıksız yardım etmenin o zevkini…

Evet,bunları söyledim ama aklımdaki yazıya hiç benzemedi,başlığa döneyim.

80′ler öyle bir dizi ki nesilleri bir araya getirdi.TV izlemeyen yaşlı dedeler,babalar,gençler ve bilgisayar başındaki çocuklar.Evet bu kadar kişiyi bir araya toplayan bir öge haline geldi 80′ler.Ortak bir duygu oluşturmanın,sadece aileye değil ülkeye kattığı anlamını tahmin edebilir misiniz?Paha biçebilir misiniz?Geleceğe yatırımdır bu dizi.
Türkiye’nin tartışmasız en iyi dizlerinden biridir.
Kalıcılığı şimdiden yakalamış,unutlmayacak bir dizidir.
Yazıyı bitirirken oyuncularından yönetmenine herkese teşekkür ederim.Hakkını vermediğim bir yazı oldu,umarım sette elden ele doşassada okunan bir yazı olabilir.Şu sıralar üniversite sınavına hazırlandığım için sete gelemiyorum(sanki alıyorlarda :P )Seneye inşallah :)
Uzun ömürlü bir dizi olması dileğimle kendi bir sözümle bitireyim yazımı:
”Gözyaşları arasına sıkışmış mutluluk,acı ve deneyimin diğer adıdır bu dizi.”

NOT:Aklımdaki yazıya hiç benzememiş,sınavdan sonra yenisini yazacağım inşallah.

Geride Kalanlar/Geriye Kalanlar

Yorum yapın

Herkes mutlu olmayı ister değil mi?Peki neden herkes mutlu olmak için çabalamaz?Yoksa çabalar mı?Hadi bugün bunun üzerine yazayım da kendime geleyim.


Bu resmi neden seçtim bilmiyorum ama gerçektende üzücü.Evsizmiş..Fakat kızın gözlerindeki ümide bakın.Sadece bakın.

İnsanların kendi sorunları bu kadar büyütmesi mutsuzluk yada bahtsızlıklarından değildir.Düşünmemelerinden kaynaklanmaktadır.Çünkü insan her zaman daha fazlasını ister.Hep ümit eder.Ancak istediği hayallere ulaşmayınca mutsuz olur.Ancak bilmezki yüksek kapasite çalışan beyni ulaşması için gereğinden fazla çalışması gereken işler üzerine hayaller kurar.Ama eğer insan düşünebilseydi, mantıklı hayaller kurar ve ona göre hareket ederdi.Hayalleri,ümitleri gerçekleşmese bile daha kötüsü olmadığı için sevinirdi.Elde olan olmayandan iyidir,değil mi?Yoksa elde olmayan daha mı iyidir.Hayallerle yaşanmıyor.Duyguları bir kenara bırakmak gerekiyor bazen.Yada duygularınla sevişirken tek yapman gereken kendi gerçeklerinle yüzleşmek.

Korkmayacaksın hayattan,üstüne üstüne gideceksin.Ya o yada sen.Yenilgiyi kabullenmemek lazım.Hiç bir zaman.Şu anda aklıma ne geliyor biliyor musun?Onlarca şikayetim, mutluluklarım,acılarım,başarılarım ve en çokta başarısızlıklarım.Her konuda başarısız oldum ben.Her konuda ama.Aklında ne gelirse.Hiç bir kızı öpmedim mesala,hiç birinci olamadım-hep ikinciydim-,dostlarım sevdiklerim hep benden uzaktaydılar.Elimi atsam ulaşabilirdim belki onlara.Ama olmadı.Onlar ellerini uzatmaya korktular.Kala kaldım bir başıma.Şu anda aklıma gelen tek şey bunları yazarken ailemi düşündüğüm.Onlar benim her şeyim evet.Her zaman yanımdaydılar.Zaten onlar olmasa şu hayatta tutunacak bir tek dalım kalırdı ki ben o kadar eşeğim ki O’na bile tam anlamıyla hizmet edemezdim gibime geliyor.Her neyse konuyu çok dağıttım gibime geliyor.Çok aptalca bişeyler yazmış olabilirim ama diyeceğim şu ki asla vazgeçmemek lazım.

Şimdi yazının başına bakayım bi dk.Hah mutluluk ve geriye kalan.Mutluluk için çabalamaktan bahsediyordum.Şöyle başlayalım mutlu olmaya.
-Hedeflerimizi yüksek tutmayalım.Ama düşük tutmanında bizi mutlu yapmayacağını bilmek gerekir.Düşük hedefi başardıktan sonra boşluktaki mutluluk hissi o kadar da iyi değil.
-Neleri kaçırdığımız yerine neleri yaptığımızı ve yapacağımıza bakalım.Şükür duydukça yapacaklarında bir gün yapılmışların yanında duracaktır.Merak etme.
-Hep gülümse.İnsan gülümsemek için somurtmaktan daha çok enerji harcar.Budur gülümsemeye anlam katan.Bir çabanın ödülüdür işte.Ama gülümsediğin zaman karşındakinin göz bebeklerine bak.Ne dediğimi anlayacaksın.
_Belki hemen değil ama elbet bir gün sende mutlu olacaksın.O yüzden geride kalanların değilde,geriye kalanların keyfine çıkar ;)

Unutulmuş Anılar Serisi 4-Hüzün

Yorum yapın

Bir keresinde görmüştüm seni
Hüzünlüyken; seni…
Kalbime bir ağrı oturmuştu
Sana aşık olduğum zamandaki gibi olmuştu…
Saf ve güçlü
Duygu yüklü ; ama hiç bir şeye benzemeyen…
Hüzünlüydün
Yanına yaklaşmaya korkuyordum
Kendimi tutamam…
Acımı arttırırım diye…
Ama zaten seni gördüğümde;
Acı çekmeye razı olmamışmıydım?
Sonunda vardım yanına
Bende hüzünlendim birden
Kolumu omzuna atacak kadar cesaretim yoktuda ondan…
Çaresizce dayandın omzuma
Hüzünüm değişti birden
Gülümsedin…
Gülümsedik…

“iyi ki varsın”

“Sende iyi ki varsın” sevdiğim…
Korkaktım ben,sevdiğimi bile söylemiyordum
Elini elime aldığın anda,artık kendimi topladım.
Bu sefer sıra bendeydi…
Dudaklarında buldum kendimi;tüm aşkım
Tutkum ve ümitlerim, artık sendeydi…

“Seni seviyorum”
“?!”

Ne hayalperestmişim o zamanlar!
Sende ne kadar duyguluymuşsun(!)…
Acaba gerçekten böyle olur muydu?
Yanımda olur muydun şimdi?
Şimdi artık umrumda mı?
Hayır…
Artık umursamamayı öğrendim.
Sen hüzünlü;ben korkak…
Şimdi sen yalnız,ben ümitli…
Hepsi unutulmuş anılar şimdi.
Unutulmuş anılar…

**Şiirlerim hepsi bana aittir.Lütfen alıntı yapacağınız zaman ismimi belirtir ve haber verirseniz sevinirim.

Unutulmuş Anılar Serisi 3-Hıçkırık

Yorum yapın

Bir keresinde;
Hıçkırmıştın
Anlamamıştım başta ne olduğunu ;
Şaşırmıştım,etrafıma bakındım;
Ve yine karşımdaydın,gözlerinin içine girdim
Uçtum.Yoksa uçtuk mu?
Bir kere daha hıçkırdın
Sana baktım, dikkatlice
Güldük…
Melek gibiydin,kanatların önemi yoktu
O an sonsuz gibiydi, uçsuz bucaksız…
Zaten seninle olduktan sonra benim için hiç bir şeyin önemi yoktu ki!
Hiç bitmesin istedim o anın
Şimdi nelerimi vermezdim o hıçkırık için
Bizi sevgiyle kuşatan o bağ için…
Fakat şimdi heybemde;

Heybemde unutulmaya yüz tutmuş.
Bir keresinde de;
Ağlamıştın, sonra
Hıçkırmıştın; ve nefesin kesiliyordu
O an kendimi sende kaybettiğim anlardan biriydi
Sendeydim ve hıçkırıklarında yaşıyordum…
O an sana koşmayı çok istedim
Başını göğsüme koyup sakinleştirmek,
Hıçkırıkların geçene kadar saçlarına gömülmek, bir ceset gibi
Sonra gülmeni beklemek…
Eşsiz gülümseme.
Bana baktın; göz kırptım ve
Arkamı dönüp gittim,umutsuzca
Sarhoşça…
Döneceğim zaman gülümser gibiydin
Yada bilinçaltımın bana oyunuydu,bilemiyorum…
Bilmekte umrumda değil!
Bizi bağlayan o an…
O hıçkırık…
Durma;
Hıçkır üzüntüden,korkudan olmayan
Sadece bizi bağlayan…

Unutulmuş Anılar Serisi 2-Ağlayış

Yorum yapın

Ağlayışın…
Bir anlayışın vardı;
Bazen sevinçten
Bazen üzüntüden…
Ama hep içten
Gözlerinde seninle birlikte o içtenliğe katılırdı
Umursamadan hiç kimseyi,
Ağlardın…
Sevinç öyle bir hale gelirdi ki
Tutamazdım kendini,ağlardın…
Bir ağlayışın vardı
İncilerini döken
Yanağından süzüldüğünde;
Dünya başıma yıkılırdı..
Acılarını dışa atardın, ağlamanla birlikte
Umutsuzca izlerdim seni
Bağırmamak,koşmamak,ağlamamak için kendimi zor tutardım
Sana sarılıp teselli etmemek için
Zor tutardım kendimi…
Ağlardın;
İçindeki sevinç dışarı taşardı
Ağlardın
İçindeki zehir dışarı akardı…
İkiside beni zorlardı;
İncilerini toplamaya çalışırdım,ama bi türlü söylemeye cesaret edemezdim;
Kalbimde bir yerde,boğazıma bir şey düğümlenmiş gibi,takılırdı…
Ağlayışın vardı;
Beni sevindiren,
Beni üzen…
Ama hep incilerini döken,
Hala hatıra heybemde o ağlayışın;
Tek ve eşsiz…
Ama unutulmaya yüz tutmuş…
O yüzden;
Durma
Ağla..
Sevinçten veya üzüntüden olmayan…
Sadece ağla…

Unutulmuş Anılar Serisi 1-Gülümse

Yorum yapın

Günlerdin..
İçindeki iyiliğin gösterisiydi o gülüşün,
Saf ve temiz
Umutsuzluktan uzak
O güzel kahkahanla birlikte
Kulaklarım umursamazdı diğer sesleri
Günlerdin…
Gözlerinin içi mutluluk dolardı
O an gözlerine bakardım
Keşiştiği anda bakışlarımız,
Unuturdum bütün umutsuzluklarımı
Gözlerinde boğulmak isterdim,
Mutluluğu hissetmek isterdim,
Saf ve temiz mutluluk…
Gülerdin…
Dudakların alırdı o güzel sevinci,kıvrılırdı
Mutluluktan uçardım
Gülerdin…
Gülümsemeyle birlikte vücuduna yansırdı o gülüşün
Tüm sıkıntılardan uzaklaşırdın,uzaklaşırdık
Ne güzel yakışırdı sana gülümsemek
Acıyı tatlıya çevirirdin
Dünya dururdu,ümitle kaplanırdı her şey
O yüzden;
Durma
Gülümse…

Açlık Oyunları

Yorum yapın

Bu yazımda bir kitap incelemesi yapmak istiyorum.Yakında filmi çıkacak olan Açlık Oyunlarını incelemek istiyorum.Kitabın orjinal ismi yukarıda görüldüğü gibi ”Hunger Games”.

Kitabı incelerken iki şekilde incelenmesinden yanayım.
1-Vermek istediği mesaj,Empoze ettiği mesaj
2-Olay örgüsü,Verdiği edebi haz

Empoze ettiği mesaj genelde saklı olur.Bunu görebilmek için gözünüzün açık olması lazım.Daha doğrusu bişeyleri fark etmek istemeniz lazım.Nasıl ki kör adam önündekini göremez, bu da o şekil görmek istemezsen 3 maymuna bağlarsın,bişey göremezsin.

Kitabın hikayesini spoiler vermeden anlatayım.Bu arada -spoiler- kelimesinin keşke Türkçe’ye karşılık bir kelimesi olabilseydi,ah ah..Neyse bilmem kaçıncı zaman diliminde Amerika yıkılmıştır.Panem adı verilen yeni bir ülke kurulmuştur ve bu ülke bölgelere ayrılmıştır.12 bölgeden oluşan bu ülkede, başkent her yıl haraç alır.Haraçları para değil insandır.Kendilerine isyan eden bölgelere ne kadar güçsüz olduklarını anlatmak için..Arenaya salarlar haraçları ve TV’den birbirlerini öldürmelerini izlerler.Vahşice zevk duyarlar.Kitap baş kahraman Katniss Everdeen üzerine kurulu.

Her neyse işte bu kadar yeter.Bana kalırsa bize aşılanmak istenen düşünce insanların şiddeti kabullenebileceği ve her türlü vahşiliği yapabileceği.Düşüne biliyor musunuz?İnsanların birbilerini öldürmesinin ne kadar doğal olduğu.Arkadaşlar TV seyretmiyor musunuz hiç?
Söyleyin bana ne zaman ölümsüz bir ANA HABER BÜLTENİ izlediniz?Bizi ölümlerin olmasına öyle alıştırdılar ki insan hayatının gereksiz olduğunu kabullenebiliyoruz.Arkadaşlar hayvanlar bile eşleri öldüğünde başlarında ölümü beklerken neden biz alıştık artık ölümlere?!Hayvanlardan daha aşağılık değiliz.Bizi hayvanlardan ayıran özellik düşenebilmemiz.Bu olayı sorgulamamız gerektiğine inanıyorum.
Ha bide kitabın başında yazar, yunan mitolojisi hikayelerinden ilham aldığını yazmış.Yuh artık!Bu kadar da gözümüze sokulmaz ki!Çok tanrıcılık denen saçmalık bir yana,neden bize böyle tanrılar hakkında bilgileri empoze ediyorlar,bunu az önce dediğimizden daha çok sorgulamamız gerekiyor.Necip Fazıl’a sormuşlar ‘Tanrı hakkında ne düşünüyorsunuz?’.Kısakürek cevap vermiş:
‘Tanrı nedir bilmem ama Allah tanrının belasını versin!’ Bu kadar yeter.Düşünmesini bilin,nolur..

Peki bunlara dikkate aldığınızda, kendinize daha doğrusu düşüncelerinize zarar gelmeyeceğinizi düşünürseniz okumanız gerekir diye düşünüyorum.Roman olmanın hakkını vermiş.Zaten kitabın filme çevirilmeside zaten bunun kanıtı.Olay örgüsünün gerçekten güzel olduğunu söylemem gerek.Ama çakma işte.Yunan mitolojisinin dönemimizdeki temsilcisi olduğu gerçeğini değiştirmiyor.Ayrıca çevirmen gayet başarılı bir iş başarmış.Yazının üslubunun korunduğunu bilemeyeceğim -ingilizcesini okuma fırsatım olmadı,gerekte yok zaten- ama heyacanı yakalamayı başarmış.Kitabı 2,5 günde bitirdim.Beğendim.

Sonuç olarak iyi kötü yanları var.Heyacanı Katniss kadar hissettim,verdiği mesajın o kadar kişiye ulaşmasından dolayı üzüldümde de.İyi kötü bir eleştiri yaptığımı düşünüyorum,umarım beğenmişsinizdir.

Roman olarak gerçekten edebi haz aldım,ama bu verdiği mesajları değiştirmiyor.Şimdi bu yazıyı bitirdiğime göre sizi içsel hesaplaşmalarınız ve düşünmelerinizle baş başa bırakıyorum.Hepinize iyi günler. ;)

İkinci kitabı okumaya başladım,onun hakkında da yazarım, inşallah.

 

Pencere

Yorum yapın

Bazen herkesin beynini kullanabildiği,düşünebildiği bir dünyada yaşamanın mutluluğunu tatmak nasıl olur diye düşünmeliyiz.Neden mi?

Bazen her şeyi bırakıp;
                                            bütün dinleri,bütün dilleri,bütün ırkları,bütün siyasi düşünceleri,bütün farklılıkları,bütün zayıflıkları

Sadece insan olmanın verdiği mutluluğu tatsak diyorum

Sadece düşünebilsek diyorum

Belki o zaman gerçekten yaşanılabilir bir dünyanın varlığını hissederdik.

Fakat dünya öyle bir yer ki

Dinler insanlarla kin gütmeden yaşamayı öğütlerken insanlar kirletirler bu öğüdü
Diller farklıları yaşatırken,
Irklar hoşgörüyü anlatırken,
Siyasi düşünceler gelişmeyi getirirken,
Farklılıklar dünyayı yaşanılır bir yer kalırken
Neden böyle olur ki?Cevabı çok basit aslında.
”İnsan kirletir.”

Peki değiştiremez miyiz?
Eğer bu düzeni fark edebilmişsen hayata kendi pencerenden bakabilirsin ancak..Mutlu yaşamaya çalışırsın.Hayatın anlamını felsefik sözlerde değil,özünde,ırkında , dillerin içinde fakat dinde bulursan hayat siyasetini ortaya koyarsın.Ve bu da seni mutlu yapmaya yeter.

Her şeye ne kadar farklı olsada kendi pencerenizden ümitle bakmanız umuduyla..
-Ümit

Doğuda geçen yıllar..12 eğitim yılı.

Yorum yapın

Okumadan önce söyleyeyim,beğenmeyebilirsiniz.Haklı da olabilirsiniz.Ama insanlar düşündükleri kadar vardırlar.En azından düşündüğüm bir şey var :)

Başlığımı acıtasyon yapmak için koymadım.Doğuda geçen yıllarımdan ve 12 yıllık eğitimimin bana kattıklarından bahsedeceğim.Doğu’da okumanın bir çok artısı oldu benim için.Düşündüğümde,geriye baktığımda bunu çok açık bir şekilde görüyorum ve bu bana mutluluk veriyor.Götürdükleride vardır tabii ama verdiklerinin yanında azdır.

Babamın işi sebebiyle ve doğulu olması sebebiyle 12 yıl boyunca doğudaydık.Eğitimim sırasında il dışına çıkmadığım bir kaç yıl vardır.Yani her ne kadar doğuda kalsamda gözümü açacak kadar biliyorum neyin ne olduğunu.

Bir kere doğuda okuyuca hep bir eksiklik vardır.Olanaklar bakımında mesala.Laboratuvarı pek kullandığım söylenemez.Bir şey değişti mi?Hayır.Gözlem gücüm yerine hayal gücüm gelişti.Ki herkes gözlem yapabilir.Ama herkes hayal edemez.İşte bu doğuda yaşanyaların bir artısıdır.

12 yılın ardından baktığımda pek fazla arkadaşımın olmadığını ve belirli bir çevre oluşturmadığımı görüyorum.Aslında tamda bana göre olan bir şey.Yanlız takılan tiplerdenim bende.Ama kazandığım dostlarımın değerli olduğunu düşünürüm.Hatırıma çok gelirler.Fakat bir kaçı dışında onlarda zihnimin tozlu bir köşesine çekildiler.Sanırım biliyorlar nedenleri.Beni tanıdıklarından çekilmek daha mantıklı gelmiş onlara.

Doğuda okudum ve bu eksikliklerin arasında varlığın ne demek olduğunu ve değerini öğrendim.Eğer burada düşüncelerimi ve karakterimi özgürce dile getirebiliyorsam elbetteki bunda yaşadığım çevrenin  bir etkisi vardır.

12 yıllık eğitim hayatımda beni doğ’r'u yola götüren bazı öğretmenlerle tanıştım.Onlara çok minnettarım.Onların emeklerini ödeyemem.Anne ve babamınkileri ödeyemeceğim gibi.Fakat biliyorum,onlar da babam ve annem gibi yaptıklarının peşinde değiller.Yapamadıklarına üzülüyorlardır belkide..Kim bilir?

Eğer batıda yaşasaydım uyuşturucu ve alkol başta olmak üzere bir çok aptal şeye başlardı.Aptal bir çevrem olurdu.Ki bunun olmaması benim en çok sevindiğim noktalardan.Biraz psikopatlık vardır bende,uyuşturucu kullanmak tam bana göre derdim.Yada komik gelicek ama erken yaşta kabarık bir sabıkam olabilirdi.Belki erken yaşta baba adayı olurdum.Kim bilir?(Baba mı? :P :P :P )Ama işte doğuda olmanın faydaları.

Eğitimimin bana kattığı bir şeyde herkese kendi karakterinle yaklaşacaksın.Karşındakinin karakterine göre karakter oluşturmak karaktersizliğini öne çıkarmaktan başka bir işe yaramaz.Ve bunun yararlarından biride kendi görüşümdeki insanları yakalayabilmem.Zaten pek arkadaşım yoktur demiştim.İşte buda onu sağlayan şeylerden biri olsa gerek :)
Artık yanlızlığın getirdiği rahatlığı hissedebiliyordum. 
Alttaki fotoğraftaki 4 adam doğuda okumuş…Birisi düşünebilen insan olmanın mutluluğunu yaşarken üniversite sınavına hazırlanıyor.Diğeri Amerika yaşıyor.Öteki Dünya’yı dolaşırken,ailesinin mutluluğunu paylaşıyor.En sağdaki ise ders çalışmak ve hayata hazırlanmakla meşgul.Ha bide kesilen saçlarına üzülüyor, geri getirmenin yolunu arıyor. :)

Hatırlamışken,12 yıllık eğitim saçlarımıda benden aldı.Alnım açılmaya başladı.1-2 yıla kalmaz Jim Parsons’sa benzerim herhalde.

İşte eğitim hikayem(Kısaltımıştır,aslında kısa yazılmıştır):
İlkokula Van’da başladım.Babam o zamanlar Alpaslan Anadolu Öğretmen Lisesinde edebiyat öğretmeniydi.Okulun lojmanları vardı.Orada kalırdık haliyle.Alpaslan’a yakın bir belde olan Ünseli’ye gidiyorduk.4 yıl okudum Ünselide.2 yıl Gazi İlköğretim okulu,2 yılda 100.yıl İlköğretim okulunda.Eğlenceli yıllardı.Her olayı hatırlamasamda..

Bu fotoğraf okula ilk başladığım yıllardan kalma.O zaman ayaklarımı fotoğraftaki yapmayı severdim.Aslında şimdi de severim ama yapmam :) Bakışlarım etkileyici değilmiş.

Okulun ilk günü çoğu çocuk ağlamıştı ama nedense ben ağlamamıştım.Sanırım zaten okulun getireceği yanlızlığı bilmenin acısını yaşarken ağlamanın ne kadar gereksiz olduğunu düşünmüş olmalıyım.Şimdi bakıncada kendime hak veriyorum.

Size ilkokuldaki bir anımı anlatayım.Ben ve arkadaşım Gürkan okulun ikinci günüde Abdullah öğretmenimizin bize verdiği çizgi ödevini yapmak yerine, her ne kadar şu an ergen zihinlerin klişe cümlesi olsada ”Ali ata bak.” yazmıştık defterimizin bir köşesine.Okumayı tabii ki bilmiyorduk ama bize ğelenceli gelmişti.Ha bu arada babama söylemiştik örnek yazsın diye.Öğretmen bize çok kızmıştı babalarımızı aramıştı,yoksa söylemiş miydi?Hatırlamıyorum.Ama çok eğlenmiştik bir kaç satır olsada yazdığımız için.


Buda Abdullah öğretmen.Çok kalıplıydı,kendimi daha küçük hissederdim yanında.Sinirli görünsede çok sevecendir.Keşke onu tekrar görebilsem.Bana kattıkları çoktur.
Doğunun şartları malumdur.Eksiktir hep.Bizde okula Abdullah öğretmenimizin arabasıyla giderdik.Sabahları öne oturmak için az yarışmazdık.Nasıl sabahın köründe 06:00 da kalkarmışız hala şaşıyorum.

İlkokul yıllarımda çalışkan bir öğrenciydim.Yanlız Gürkan benden 1 gün önce okumaya geçmiş ve ağaca ismini yazdıran ilk kişi olmuştu diye çok ağlamıştım.Sonraki gün ben okumaya geçmiştim ama :) İkinci ikinci ikinci…

Harbidende küçükmüşüm hala inanamıyorum demicem.Evet bende bi aralar küçüktüm :)

Ortaokul yıllarım ise çalışkanlığımı kaybetmem ve sonrada geri kazanmaya çalışmakla geçti.Eskisi kadar olmasa kazanmıştım.Ortaokulla ilgili fotoğraflarım dijital ortamda fakat bulamıyorum,şimdilik.
O yüzden ilk başladığım gün çektiğim ilk takım elbiseli fotoğraflarımı paylaşayım.

Ceket büyük gelmiş.Ne yapayım,küçüktüm :P

Hop!Ne bakmıştın hemşerim?!

Lise yılları ise tam bir felaketti.Kendimi yaşlılar gibi hissediyorum.Fakat yaşlılığın getirdiği deneyimi unutmamak lazım :) Lisede büyüdüğümü anladığım.Yanlızlığın ve şu andaki insanlığın halini de anladım.Lise yılları ile ilgili sadece bir fotoğraf paylaştım(En üstte).Oda büyüdüğümü kanıtlamak içindi :)

Ümit Bulut

Yoruldum.

Yorum yapın

Her şeyden yoruldum bugün.
Kendimden utandım
Düşündüm öylesine
Bizi düşündüm.İmkansızlığımızı düşündüm.
Zaten aşk imkansızı sevmek değil midir?
Bunu düşündüm
Gözyaşlarımın arasına sakladım bütün ümitlerimi.
Akıntıya bıraktım kendimi
Eksiklerin arasında yerimi aldım.
Zamanı gelince gitmek üzere bende oturdum kolduğuma.
Elimi tutana kadarda burdayım
Sanırım

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 133 other followers