Okumadan önce söyleyeyim,beğenmeyebilirsiniz.Haklı da olabilirsiniz.Ama insanlar düşündükleri kadar vardırlar.En azından düşündüğüm bir şey var
Başlığımı acıtasyon yapmak için koymadım.Doğuda geçen yıllarımdan ve 12 yıllık eğitimimin bana kattıklarından bahsedeceğim.Doğu’da okumanın bir çok artısı oldu benim için.Düşündüğümde,geriye baktığımda bunu çok açık bir şekilde görüyorum ve bu bana mutluluk veriyor.Götürdükleride vardır tabii ama verdiklerinin yanında azdır.
Babamın işi sebebiyle ve doğulu olması sebebiyle 12 yıl boyunca doğudaydık.Eğitimim sırasında il dışına çıkmadığım bir kaç yıl vardır.Yani her ne kadar doğuda kalsamda gözümü açacak kadar biliyorum neyin ne olduğunu.
Bir kere doğuda okuyuca hep bir eksiklik vardır.Olanaklar bakımında mesala.Laboratuvarı pek kullandığım söylenemez.Bir şey değişti mi?Hayır.Gözlem gücüm yerine hayal gücüm gelişti.Ki herkes gözlem yapabilir.Ama herkes hayal edemez.İşte bu doğuda yaşanyaların bir artısıdır.
12 yılın ardından baktığımda pek fazla arkadaşımın olmadığını ve belirli bir çevre oluşturmadığımı görüyorum.Aslında tamda bana göre olan bir şey.Yanlız takılan tiplerdenim bende.Ama kazandığım dostlarımın değerli olduğunu düşünürüm.Hatırıma çok gelirler.Fakat bir kaçı dışında onlarda zihnimin tozlu bir köşesine çekildiler.Sanırım biliyorlar nedenleri.Beni tanıdıklarından çekilmek daha mantıklı gelmiş onlara.
Doğuda okudum ve bu eksikliklerin arasında varlığın ne demek olduğunu ve değerini öğrendim.Eğer burada düşüncelerimi ve karakterimi özgürce dile getirebiliyorsam elbetteki bunda yaşadığım çevrenin bir etkisi vardır.
12 yıllık eğitim hayatımda beni doğ’r'u yola götüren bazı öğretmenlerle tanıştım.Onlara çok minnettarım.Onların emeklerini ödeyemem.Anne ve babamınkileri ödeyemeceğim gibi.Fakat biliyorum,onlar da babam ve annem gibi yaptıklarının peşinde değiller.Yapamadıklarına üzülüyorlardır belkide..Kim bilir?
Eğer batıda yaşasaydım uyuşturucu ve alkol başta olmak üzere bir çok aptal şeye başlardı.Aptal bir çevrem olurdu.Ki bunun olmaması benim en çok sevindiğim noktalardan.Biraz psikopatlık vardır bende,uyuşturucu kullanmak tam bana göre derdim.Yada komik gelicek ama erken yaşta kabarık bir sabıkam olabilirdi.Belki erken yaşta baba adayı olurdum.Kim bilir?(Baba mı?
)Ama işte doğuda olmanın faydaları.
Eğitimimin bana kattığı bir şeyde herkese kendi karakterinle yaklaşacaksın.Karşındakinin karakterine göre karakter oluşturmak karaktersizliğini öne çıkarmaktan başka bir işe yaramaz.Ve bunun yararlarından biride kendi görüşümdeki insanları yakalayabilmem.Zaten pek arkadaşım yoktur demiştim.İşte buda onu sağlayan şeylerden biri olsa gerek 
Artık yanlızlığın getirdiği rahatlığı hissedebiliyordum.
Alttaki fotoğraftaki 4 adam doğuda okumuş…Birisi düşünebilen insan olmanın mutluluğunu yaşarken üniversite sınavına hazırlanıyor.Diğeri Amerika yaşıyor.Öteki Dünya’yı dolaşırken,ailesinin mutluluğunu paylaşıyor.En sağdaki ise ders çalışmak ve hayata hazırlanmakla meşgul.Ha bide kesilen saçlarına üzülüyor, geri getirmenin yolunu arıyor. 

Hatırlamışken,12 yıllık eğitim saçlarımıda benden aldı.Alnım açılmaya başladı.1-2 yıla kalmaz Jim Parsons’sa benzerim herhalde.
İşte eğitim hikayem(Kısaltımıştır,aslında kısa yazılmıştır):
İlkokula Van’da başladım.Babam o zamanlar Alpaslan Anadolu Öğretmen Lisesinde edebiyat öğretmeniydi.Okulun lojmanları vardı.Orada kalırdık haliyle.Alpaslan’a yakın bir belde olan Ünseli’ye gidiyorduk.4 yıl okudum Ünselide.2 yıl Gazi İlköğretim okulu,2 yılda 100.yıl İlköğretim okulunda.Eğlenceli yıllardı.Her olayı hatırlamasamda..

Bu fotoğraf okula ilk başladığım yıllardan kalma.O zaman ayaklarımı fotoğraftaki yapmayı severdim.Aslında şimdi de severim ama yapmam
Bakışlarım etkileyici değilmiş.
Okulun ilk günü çoğu çocuk ağlamıştı ama nedense ben ağlamamıştım.Sanırım zaten okulun getireceği yanlızlığı bilmenin acısını yaşarken ağlamanın ne kadar gereksiz olduğunu düşünmüş olmalıyım.Şimdi bakıncada kendime hak veriyorum.
Size ilkokuldaki bir anımı anlatayım.Ben ve arkadaşım Gürkan okulun ikinci günüde Abdullah öğretmenimizin bize verdiği çizgi ödevini yapmak yerine, her ne kadar şu an ergen zihinlerin klişe cümlesi olsada ”Ali ata bak.” yazmıştık defterimizin bir köşesine.Okumayı tabii ki bilmiyorduk ama bize ğelenceli gelmişti.Ha bu arada babama söylemiştik örnek yazsın diye.Öğretmen bize çok kızmıştı babalarımızı aramıştı,yoksa söylemiş miydi?Hatırlamıyorum.Ama çok eğlenmiştik bir kaç satır olsada yazdığımız için.

Buda Abdullah öğretmen.Çok kalıplıydı,kendimi daha küçük hissederdim yanında.Sinirli görünsede çok sevecendir.Keşke onu tekrar görebilsem.Bana kattıkları çoktur.
Doğunun şartları malumdur.Eksiktir hep.Bizde okula Abdullah öğretmenimizin arabasıyla giderdik.Sabahları öne oturmak için az yarışmazdık.Nasıl sabahın köründe 06:00 da kalkarmışız hala şaşıyorum.
İlkokul yıllarımda çalışkan bir öğrenciydim.Yanlız Gürkan benden 1 gün önce okumaya geçmiş ve ağaca ismini yazdıran ilk kişi olmuştu diye çok ağlamıştım.Sonraki gün ben okumaya geçmiştim ama
İkinci ikinci ikinci…


Harbidende küçükmüşüm hala inanamıyorum demicem.Evet bende bi aralar küçüktüm
Ortaokul yıllarım ise çalışkanlığımı kaybetmem ve sonrada geri kazanmaya çalışmakla geçti.Eskisi kadar olmasa kazanmıştım.Ortaokulla ilgili fotoğraflarım dijital ortamda fakat bulamıyorum,şimdilik.
O yüzden ilk başladığım gün çektiğim ilk takım elbiseli fotoğraflarımı paylaşayım.

Ceket büyük gelmiş.Ne yapayım,küçüktüm

Hop!Ne bakmıştın hemşerim?!
Lise yılları ise tam bir felaketti.Kendimi yaşlılar gibi hissediyorum.Fakat yaşlılığın getirdiği deneyimi unutmamak lazım
Lisede büyüdüğümü anladığım.Yanlızlığın ve şu andaki insanlığın halini de anladım.Lise yılları ile ilgili sadece bir fotoğraf paylaştım(En üstte).Oda büyüdüğümü kanıtlamak içindi
Ümit Bulut